26 Eylül 2015 Cumartesi

Kedi-köpek evden atılmaz

Evine hiç kedi köpek almamak eleştirilmemesi gereken bir tercih olabilir (tıpkı çocuk yapmamayı tercih etmek gibi). Ama evindeki kediyi ya da köpeği sokağa atmak eleştirilmemesi gereken bir tercih değildir, daha da kötü bir şeydir, vahşettir (tıpkı çocuğunu sokağa atmak gibi). Evinizdeki kedi-köpek tıpkı çocuğunuz gibi evin bir bireyidir, hakları vardır. Hatta, davranışlarını dikkatle okusanız, anlarsınız ki kediniz ya da köpeğiniz kendisini evin ikincil-üçüncül derecede bireyi olarak görmez. Ona göre o sizden bile öncelikli olarak evin sahibidir hatta, evden atamazsınız.

"Atmak zorunda kaldım, çünkü..." olmaz. Her türlü olasılığı düşünüp baştan hiç almayacaktınız öyleyse. Nasıl ki zor günlerde çocuğu sokağa atamazsak, kedi-köpeği de atamayız.

5 Eylül 2015 Cumartesi

Hayat zor, gittikçe de zorlaşıyor.


Bugün öğleyin ben durakta otobüs beklerken güneş tam da tepedeyken  gördüm onu. Yetmiş beş yaşında imiş. Önündeki tekerlekli satış tezgahını güçlükle itiyordu. Yol dik yokuş ve gölgede bile sıcaklık 40 dereceye dayanmışsa, o güneş altında çok daha yüksek sıcaklıkta pişiyor olmalıydı. Tezgah üzerinde elektrikli süpürge için torba, hortum, vs. vardı. Arabadan sarkan siyah torbalara ise çöplerden topladığı pet şişeleri ve metal kutuları dolduruyordu. "Süpürgelere..." diye bağırıyordu bir yandan. Söylediklerinin gerisini anlamıyordum. Yanımdan geçerken sordum "Çok zor değil mi bu iş?" diye. "Ne yapalım? Hayat zor. Gittikçe de zorlaşıyor, " dedi. O Evka 1 sokaklarından daha da tepelerde bulunan TOKİ konutlarına doğru güneş altında yürümeye devam etti. Arkasından bakakaldım. Otobüsüm geldi o ara, bindim. Otobüsün serin klimalı ortamına girip kavuran sıcaktan kurtulmuştum. Otobüsün arka camından dışarı doğru baktım. O güçlükle yürümeye devam ediyordu.