25 Haziran 2014 Çarşamba

Tur şirketleri yoluyla yapılan gezilerde çok fotoğraf çekmek üzerine

Bir tur şirketi yoluyla turistik geziye çıkınca bence çok fotoğraf çekmek yerine, beş duyumuzu (benim için dört duyu*) olabildiğince çok kullanmak daha iyi. En sağlıklı ve değerli anılar o yolla biriktiriliyor bence. Çok fotoğraf çekenler bence sonrasında daha az şey anımsıyorlar. Zaten çoğunlukla o çektikleri fotoğraflara da bakmıyorlar, fotoğraflar bir yerlerde kalıp gidiyor. Üstelik İnternet'te de tamamen aynısını zaten bulabileceğiniz sözgelimi bir meydanın ya da binanın fotoğrafını çekmenin anlamı nedir ki? Sizin çektiğiniz fotoğraf ile İnternet'te kolayca bulunan arasında bir fark olsa anlarım da, çoğunlukla fark da olmuyor. Çok az sayıda fotoğraf çekmek, sadece farklı detayları, serüvenleri fotoğraflamak kanımca daha iyi. Çok fotoğrafla "anı" biriktirelim derken, "an"ı kaçırıyoruz. Bir gözümüz kapalı, diğer gözümüz bir delikte sürekli fotoğraf çekmek yerine "an"ı yaşarsak, gerçek anlamda "anı" biriktiririz bence, yanılıyor muyum?

________________
* Bir süre önce koku duyumu tümüyle kaybettim de, o yüzden "benim için dört duyu" dedim.  Yapılan incelemeler sonucunda doktor bunun geçirdiğim sinüzit nedeniyle olduğunu söyledi.  Yaklaşık bir aydır ilaç tedavisi görüyorum, ama henüz bir gelişme olmadı.

Bilimde sahtecilik üzerine kaynaklar

Var olmayan araştırmacıların yazdığı "bilimsel" makaleler
Var olan araştırmacıların yazdığı yapılmamış araştırmalara dayanan araştırma makaleleri
Saygın dergilerin ve konferansların sahtecilik mağduriyetleri

Son güncelleme: 19 Mayıs 2017

1) How Gobbledygook Ended Up in Respected Scientific Journals:

http://www.slate.com/blogs/future_tense/2014/02/27/how_nonsense_papers_ended_up_in_respected_scientific_journals.html
2) Yayıncılar 120'den fazla saçma sapan makaleyi geri çekti (Publishers withdraw more than 120 gibberish papers):  http://www.nature.com/news/publishers-withdraw-more-than-120-gibberish-papers-1.14763
3) İnternet üzerinde herkese açık anında özgün sahte makale üretme motoru SCIgen: http://pdos.csail.mit.edu/scigen/ (Hakkında bilgi: http://en.wikipedia.org/wiki/SCIgen)
4) "Ike Antkare" adlı aslında var olmayan birinin yazdığı sözde makaleler: http://membres-lig.imag.fr/labbe/Publi/IkeAntkare/Ike_AntKare_index.html
5) Çok ciddi bilimsel veritabanı olan Google Scholar'da aslında var olmayan Ike Antkare'nin sözde bilimsel makaleleri hâlâ var: http://scholar.google.fr/scholar?q=ike+antkare&hl=fr&btnG=Rechercher&lr
6) Ege Üniversitesi'nde de bir "bilim adamı"nın sahte makaleleri üniversiteyi bir anda Stanford Üniversitesi'nin ardından dünya ikincisi yapmıştı! http://www.odatv.com/n.php?n=ege-universitesinde-bir-sahtecilik-hikayesi-1207131200
7) Tokyo Üniversitesi’ne “130 yıllık tarihimizde böyle bir şey yaşamadık” dedirten S. A. vakası: http://www.milliyet.com.tr/japonlari-kandiran-turk/yasam/sondakika/03.05.2010/1233008/default.htm
8) Takma isim kullanan bir yazarın hazırladığı sahte bilimsel makale, dünya genelinde tam 157 dergide yayımlandı. http://www.ntvmsnbc.com/id/25470327/
9) Who's Afraid of Peer Review? http://en.wikipedia.org/wiki/Who's_Afraid_of_Peer_Review%3F
10) Sözde kanser "araştırması"  (A fake cancer study spoofed hundreds of shoddy science journals, despite obvious errors): http://news.nationalgeographic.com/news/2013/10/131003-bohannon-science-spoof-open-access-peer-review-cancer/
11) Asıl sorun sahte makaleler değil (Fake papers are not the real problem in science): http://achilleaskostoulas.com/2014/03/01/hoax-papers-are-not-the-real-problem-in-science/
12) Düzgün görünümlü sahte makaleler (Looks good on paper: A flawed system for judging research is leading to academic fraud): http://www.economist.com/news/china/21586845-flawed-system-judging-research-leading-academic-fraud-looks-good-paper
13) Sözde bilim (Pseudoscience): http://en.wikipedia.org/wiki/Pseudoscience
14) Yüksek sayıda makalenin sırrı ve etik: http://www.akademikpersonel.org/anasayfa/yuksek-sayida-makalenin-sirri-ve-etik.html
15. İngilizce Wikipedia'da "Aşırmacılık" (Plagiarism) üzerine kapsamlı bir madde var (özellikle madde sonundaki kaynaklar listesini inceleyin):  http://en.wikipedia.org/wiki/Plagiarism
16. Müzikte aşırmacılık: http://en.wikipedia.org/wiki/Musical_plagiarism
17. Aşırmacılık vakaları listesi: http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_plagiarism_incidents
18. Aşırmacılık nasıl ortaya çıkarılabilir? http://en.wikipedia.org/wiki/Plagiarism_detection
19. Aşırmacılık ve önleme yöntemleri:  http://www.fenbilimleri.hacettepe.edu.tr/asirmacilik_ve_onleme.html
20. Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Ödevlerinde Dijital Aşırmacılık (Hıdır Karaduman ve Döndü Özdemir): https://www.pegem.net/Akademi/kongrebildiri_detay.aspx?id=106289
21. Türkiye'deki aşırmacılık vakalarına ilişkin haberlerin derlendiği bir ağ günlüğü (derleyen belli değil): http://plagiarism-turkish.blogspot.com
22. Sahtecilikler üzerine yazarı belirsiz başka bir site:  http://akademikcurume.wordpress.com/
23. İki yıl süreyle yakalanmayan aşırmacıya artık ceza yok: http://www.e-haberajansi.com/politika/yok-intihal-icin-2-yil-zamanasimi-olcusu-getirmis-410020.html
24. Murat Bardakçı'nın yazısı: "Ver parayı al unvânı!":  http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/960985-ver-parayi-al-unvani
25. YÖK Düzeninde Bilimsel Etik Anlayışı (Prof. Dr. Kayhan Kantarlı):  http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=89 
26. Bilimsel araştırmalarda etik kural ihlalleri ile ilgili görüşler (Adnan Atalay):  http://www.adnanatalay.com/bilimseletikkurallariveihlalleri.html
27. Gönüllü bilim yayıncılarının ortak 'intihal' bildirisi (30 Ocak 2017): http://haber.sol.org.tr/bilim/bilim-kulturu/gonullu-bilim-yayincilarindan-ortak-intihal-bildirisi-183914
28. Bir bilimsel sahtekarlık olarak Piltdown adamı örneği http://www.gunceltarih.org/2012/04/bir-bilimsel-sahtekarlk-olarak-piltdown.html

22 Haziran 2014 Pazar

Ben aslında sıradan bir pastane garsonuyum

Ben aslında sıradan bir pastane garsonuyum. Yıl da 1979. Bir müşteri bir kutu getirdi, "Tezgahın arkasına koy, bir saat sonra gelip alacağım. Sakın kimseye verme ve açma" dedi. Sonra çıkıp gitti. Ama sadece beş dakika sabredebildim ve sonra içinde ne olduğuna bakmak istedim. Kapağını açtım. Bir düğme vardı, ona bastım. İşte buradayım. Bakıyorum, yıl 2014 görünüyor. Hatta kendimi hiç yapmadığım bir işten emekli ve yaşlı biri olarak buldum birden. Sözde ben üniversitede öğretim üyesi olarak çalışmışım ve hatta emekli bile olmuşum. İşe bak! Oysa ben daha yirmisine bile gelmemiş biriyim ve Şirinyer'deki bir pastanede garsonum. O kutuyu arayıp duruyorum; bulsam herhalde aynı düğmeye basınca geri, asıl ait olduğum zamana dönerim. Ama kutu da yok nedense. Şirinyer'e gidip çalıştığım pastaneyi aradım, pastane de yok olmuş. Ona da mı ben sebep oldum yoksa? Ne yapacağımı bilmiyorum. Kutuyu bulmam gerek bir an önce. Ya bu arada patron gelirse pastaneye? Benden başka kimse yoktu içeride düğmeye bastığım zaman. Ya dükkan soyulursa? Ya patron gelip de beni bulamazsa? Ya o adam gelirse kutusunu almak için? Hatta daha da önemlisi, her gün tam akşamüstü 5'te dondurma almak bahanesiyle beni görmeye gelen o kızın geliş saatini kaçırırsam? Oysa ona açılacaktım bugün. Bir an önce geri dönmem gerek. 2014 benim yılım, benim zamanım değil. İşim yok burada ve bu zamanda. Hemen o kutuyu bulmam gerek. Hem de hemen.

14 Haziran 2014 Cumartesi

Çünkü aslında bir yer, orada sevdiklerin de varsa güzeldir.

Üniversiteyi bitirip İzmir'den gidenlerin çoğu İzmir'i özler. Ama aradan zaman geçip de İzmir'e geldiklerinde o eski tadı bulamaz çoğu. Çünkü aslında özledikleri şey İzmir'den çok geçmişin kendisidir, arkadaşlarla birlikte geçirilen zamandır. O dört yıl çoğu kişi için yaşamlarının en güzel dört yılı gibidir. Aslında özlenen bir daha asla geri gelmeyecek olandır. 

Çünkü aslında bir yer, orada sevdiklerin de varsa güzeldir.

7 Haziran 2014 Cumartesi

Sahte Can Yücel "şeyleri"...

Öncelikle şunu söyleyeyim:  İnternet üzerinde Can Yücel adıyla dolaşan (hangi site olduğu önemli değil, İnternet ortamındaki her yer) sözde şiirlerin tamamına yakınının Can Yücel ile ilgisi yok. O nedenle kanıtları İnternet'ten göstermeyelim.  Bir şiirin Can Yücel'e ait olduğunu kanıtlamanın tek yolu var: Ona ait hangi kitabın hangi sayfasında olduğunu söylemek. Hatta basılı antolojiler, ders kitapları, vs. bile değil, onlardakilerin bile çoğu yalan. "Her Şey Sende Gizli" diye bir metin lise 2 ders kitabına bile girmiş. Ama Can Yücel'e ait öyle bir şey yok tabiî. Sadece ve sadece kendi kitapları kanıt olarak gösterilebilir. Bu dediğimi bizzat kendi ailesi beyanat vererek birkaç kez açıkladılar. Buna rağmen yine de "Erkek Dediğin" ya da "Kadın Dediğin" gibi şeylerin (şiir diyemiyorum, çünkü şiir olacak özellikle değiller) Can Yücel'e ait olduğunu düşünüyorsanız, ona ait kitaplara bakın, bulun. Ben bizzat tek tek, sayfa sayfa baktım, yok. Bulursanız bana da söyleyin ki, fikrim değişsin. Şimdi, bu metinler onun kitaplarında olmadığına göre, hangi sayfada olmadığına dair kanıt sunamam, çünkü yoklar. Ama sizi ikna etmek için belki başka kanıtlar sunabilirim:
1) Hürriyet'te yer alan haber:http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/haber/24503979.asp
2) Eşi Güler Yücel ve kızı Su Yücel ile söyleşi: http://kemaloncu.blogcu.com/sahte-can-yucel-siirleri-guler-yucel-ile-soylesi/5860890
3) Evrensel Gazetesi'nde konuyla ilgili olarak çıkan yazı: http://www.evrensel.net/kose-yazisi/17742/canimizi-sikamazlar.html
4) Edebiyatçı Semih Çelenk'in hazırladığı listede de sahte şiirlerin çoğunun adı geçiyor: http://semihcelenk.blogcu.com/internette-sahte-can-yucel-metinleri-semih-celenk/11038398
Sahtelik kopyala-yapıştır'la o kadar çok yayılmış ki, sahte bir metin İnternet ortamında milyon yerde bulunabiliyor. Hatta ünlü tiyatrocularımız bile çıkıp o sözde eserleri seslendirmişler, Youtube'da görülebilir (Semih Çelenk'in Youtube'daki videolara yaptığı yorumlar da şurada: http://www.youtube.com/user/semihcelenk). Paylaştığım haberlerde de görülebileceği gibi, sahte metinler ders kitaplarına kadar girdi. Galiba bu sorun çözülmeyecek de. Kitap okumayıp, İnternet'e "bakanlar" da gördüklerini şiir sanacak hep, sanıyorlar da.

Benden de hesap sorulsun.

Eğer ileride tüm bu olanların hesabı sorulabilirse, mutlaka biz öğretmenlerden de hesap sorulsun. Diğer öğretmenler adına değil, ama en azından kendi adıma konuşayım. Belki bizzat kötülükleri yapanlar kadar ağır değildir suçum, ama her şeyin bu kadar kötüye gitmesinde onlar kadar olmasa da mutlaka bir payım vardır. Demek ki, yeterince doğa, insan, emek, bilim, sanat yanlısı olarak yetiştirememişim öğrencilerimi, ya da yeterli sayıda insan yetiştirememişim. Not düşsün tüm olanların kaydını tutanlar, özel ricamdır: başkaları kendisi için de benzer şeyleri düşünür ve ister mi bilmem, ama en azından benden mutlaka hesap sorulsun.

Çocukların gözyaşları

Sizin her sırıtışınızı gördüğümde, aklıma bu çocukların gözyaşlarını getireceğim. Asla unutmayacağım, asla! Bir an bile unutmayacağım. Umarım bir gün bu gözyaşlarının ahı sizi yakacak, madende yananlardan daha beter yakacak. Dilerim o güne kadar her uykunuz sık sık kan ter içinde uyanacağınız kabuslarla bölünür.