26 Ocak 2014 Pazar

12. Sone

12. Sone

Artık sen ebediyen yoksun. Artık yoksun.
Ebediyen, sanki yağmurların dindiği an gibi
Her gün gün doğmadan çok daha önce
Özlem acısının yüreğime batan iğneleriyle uyanıp
Kalkıyorum, giyiniyorum, soluk alıyorum ve düşünüyorum
Kalbin benim asla öğrenemediğim ne sırlar saklıyordu, kimbilir
Bana ulaşmayan sözlerin çınlıyor kulaklarımda
Eğilip ayakkabımın bağcıklarını bağlıyorum,
Saçlarımı tarıyorum yavaşça, çekmeceyi kapıyorum.
Ağzımdan çıkan sözler birden yüreğimi kavuruyor.
Kapıcı yine kapıma gazeteyi bırakmış,
Dudaklarımdan sözcükler dökülüyor, yavaş ve cılız.
Her zaman yaptığım şeyleri yapmaya çalışıyorum,
Kendimi kandırıyorum, hiçbir şeyin değişmediğini düşünerek.

Tom Bojeski (Çeviri: Uğur Altunay)



Sonnet XII

But you are gone forever. You are gone
Forever like the moment when the rain
Has ceased. And long before each separate dawn
The needles of sharp longing cause new pain.
I rise and dress and breathe, remembering
Your secret heart held thoughts I never knew.
All your lost words confront me with one ring
Of clarity. I bend and tie a shoe,
I slowly brush my hair, I close a drawer.
The words I speak hurt with a sudden flame.
I find the morning paper at the door,
I mouth each word; my speech is slow and lame.
I tend to things I always did before,
Performing them as if they were the same.

Tom Bojeski


________________________
Aslında bu çeviriyi yıllar önce yapıp yayımlamıştım. Ama bugün bir-iki dizede bazı değişiklikler yaptım. En yeni hali bu yani.

Hiç yorum yok: