25 Mayıs 2012 Cuma

Biz...

Biz tarihi Balat Köprüsü yanarken, dönüp bakmayız bile.

Biz ormanlarımızı yakarız.

Biz cadde-yol kenarına, arnavut taşları döşeli kaldırım üzerine, çimler üzerine oturur, çekirdek yer, çöpünü yere atarız.

Biz araç sürerken sinyal lambası kullanmayız, başka araçların bizi sollamasına asla tahammül edemeyiz, ışık daha sarıya bile dönmeden uzunları yakarak ve klaksona basarak önümüzdekini uyarırız, her vesileyle (düğün konvoyunda, selam vermek için, dur demek için, geç demek için, hoşçakal demek için, güle güle demek için, canımız sıkılınca, neşelenince, kızınca) günün her saatinde ve her yerde klaksona basarız.

Yaz-kış demez binlerce insanın yaşadığı bir mahallede sokağın ortasına devasa hoparlörleri yerleştirip son ses açarak düğün-kına gecesi yaparız; çevre binalarda hasta varmış, uyumak isteyen varmış, çalışmak isteyen varmış, umurumuzda bile olmaz. Üstelik sokak eğlenceleri yönetmelikle yasaktır, biz yönetmelik-yasa masa takmayız, nasıl olsa yetkili olanlar da göz yumuyor. Rahatsız mı oluyorsunuz? Beğenmiyorsanız çekin gidin. Ya bizi böyle sevin, ya da terkedip gidin.

Biz komşular rahatsız mı olur diye düşünmeden evde gece yarısından sonra bile elektirik süpürgesi, çamaşır makinesi çalıştırıp, saatlerce temizlik yaparız. Temizliği pek severiz.

Balkondan aşağıya metrelerce halımızı sarkıtıp, alt katta oturanların evinin içini karartmakla kalmayız, bir de elimize sopa alıp halı çırparız. Temiziz ya, halımızın tozu alt kattakilerin balkonuna hatta asılı çamaşırlarının üstüne gidiyormuş, halı çırpma sesinden rahatsız oluyorlarmış, umurumuzda olmaz. Rahatsız olan gitsin. Bizi ya böyle seveceksiniz, ya da terkedip gideceksiniz.

Çok sevdiğimiz ve asla böldürtmeyeceğimiz vatanın ormanları yanıyormuş, orman-sit alanı demeden her yeri yabancı şirketlerce delik deşik edilerek maden aranıyormuş, siyanür havuzlarında tehlike günden güne büyüyormuş, bizi ilgilendirmez. Biz sadece vatanımızı seviyoruz.

Biz sanattan anlamayız; tiyatroya, operaya, baleye, sinemaya gitmeyiz. Gazete, dergi, kitap okumayız.

2 yorum:

Uğur Altunay dedi ki...

Bu yazı eski. Ama Blogger nedense yeniden yayımlayınca 25 Mayıs 2912'yi uygun buldu.

Uğur Altunay dedi ki...

2012 diyecektim...