9 Eylül 2010 Perşembe

KPSS rezilliği üzerine...

Konu uzmanlık alanıma girdiğinden bu konuda yazmasam olmazdı.

KPSS gibi bir sınavın sistemik adaletsizliğin üzerine inşa edilmiş olması, yani böylesi bir sınavın başlıbaşına kendisinin varlığının sorun olması bir yana, bir de sınavın yapılmadan önce ortalık yere saçılması ve elden ele dolaşması...

Tam bir rezillik...

Öyle görülüyor ki, sınav en azından yüzlerce kişiye sınavdan önce ulaşmış. Bence elektronik izlerin izlenmesi yoluyla bu sahteciliğe kaç kişinin bulaştığı saptanamaz. Çünkü sınav yalnızca elektronik ortamda yayılmış olmayabilir. Kağıda basılıp dağıtılmış, sözlü olarak da dolaşmış olabilir. Sınav sorularının tamamını ya da bir bölümünü önceden öğrenenlerin hepsi tam ya da tama yakın puanlar da almamış olabilirler. Bunları saptamak olanaksızdır.

Bu nedenle, tüm kuşkuların ortadan kaldırılması için en doğru seçim yapılan sınavın tümden iptal edilmesi olmalıdır. Bu duruma hakkıyla yüksek puan aldığını söyleyenler karşı çıkıyor. Ancak yine de olası tüm olumsuz sonuçlarına karşın en doğru yol yine de budur. Hakkıyla yüksek puan alan, gerçekten geçerli ve güvenilir sınav uygulaması yapılırsa, yine benzer puan alır. Üstelik hakkıyla yüksek puan almamış olduğu halde kopyaya karıştığı saptanamayanlar (yani ortaya çıkarılamayan sahtekarlar) yeni bir sınavda doğal olarak düşük puan alacağından, hakkıyla yüksek puan alanlar bu yeni durumdan ayrıca olumlu etkilenecektir.

Ortaya çıkan bu durumun en masum tarafı gerçekten hakkıyla puan alanlar. Ama bu sistem içinde yine de başka bir adil çözüm görünmüyor.

Tabii, aslolanın bu tür bir sınav olmadan, her üniversite mezununun branşına uygun işe doğal olarak yerleşmesidir. O şerhi de koyarak...

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Öğretmen filmleri

Sinemada öğretmen üzerine yapılmış çok film vardır.  Bu yazının amacı, bu tür filmlerden bir seçki sunmaktır.  Aşağıda adlarını göreceğiniz filmler, ya öğretmenlerin okullardaki mücadelelerini, ya da bireysel yaşamlarını konu edinmektedir.  Dizelgede yalnızca film adlarına, yapım yıllarına ve yönetmenlere yer verilmiştir.  Daha ayrıntılı bilgileri film adlarını tıklayarak elde edebilirsiniz.  Filmler şimdilik herhangi bir açıdan sıralanmamıştır.
Bu sayfaya film eklenmesi sürecek. Siz de önerilerinizi uguraltunay@gmail.com adresine yazabilirsiniz ya da aşağıdaki "... tane yorum eklendi" yazısını tıklayarak gönderebilirsiniz.


imdb'de öğretmen filmleri

12 Ağustos 2010 Perşembe

12. Sone (Sonnet XII)

12. Sone


Artık sen ebediyen yoksun. Artık yoksun.
Sanki içimi besleyen yağmurlar dindi
Sanki derelerim kurudu. Her gündoğumundan önce
Özlem acısının yüreğime batan iğneleriyle uyanıp
Kalkıyorum, giyiniyorum, soluk alıyorum ve düşünüyorum
Kalbin benim asla öğrenemediğim ne sırlar saklıyordu, kimbilir
Bana ulaşmayan sözlerin çınlıyor kulaklarımda
Eğilip ayakkabımın bağcıklarını bağlıyorum,
Saçlarımı tarıyorum yavaşça, çekmeceyi kapıyorum.
Ağzımdan çıkan sözler birden yüreğimi kavuruyor.
Kapıcı yine kapıma gazeteyi bırakmış,
Dudaklarımdan sözcükler dökülüyor, yavaş ve cılız.
Her zaman yaptığım şeyleri yapmaya çalışıyorum,
Kendimi kandırıyorum, hiçbir şeyin değişmediğini düşünerek.


Tom Bojeski (Çeviri: Uğur Altunay)


Sonnet XII

But you are gone forever.
Forever like the moment when the rain
Has ceased. And long before each separate dawn
The needles of sharp longing cause new pain.
I rise and dress and breathe, remembering
Your secret heart held thoughts I never knew.
All your lost words confront me with one ring
Of clarity. I bend and tie a shoe,
I slowly brush my hair, I close a drawer.
The words I speak hurt with a sudden flame.
I find the morning paper at the door,
I mouth each word; my speech is slow and lame.
I tend to things I always did before,
Performing them as if they were the same.

Tom Bojeski

16 Şubat 2010 Salı

John Keats ile Nazım Hikmet'in birer şiiri üzerine...

John Keats, 1819 yılında yazdığı "Ode On A Grecian Urn" adlı şiirinin iki dizesinde şöyle diyor: 


Heard melodies are sweet, but those unheard
    Are sweeter: therefore, ye soft pipes, play on; 



Yani, 


İşitilmiş melodiler güzeldir, ama işitilmemiş olanlar
   Daha güzeldir: o yüzden, siz yumuşak flütler, çalmaya devam edin
 



gibi bir çevirisi olabilir (alternatif çeviriler de yapılabilir). Şiirin tamamını http://englishhistory.net/keats/poetry/odeonagrecianurn.html adresinde görebilirsiniz. 


Nazım Hikmet, 1945 yılında yazdığı şiirde şöyle diyor: 


En güzel deniz:
    henüz gidilmemiş olanıdır.
En güzel çocuk:
    henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
    henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
    henüz söylemiş olduğum sözdür... 



İki şiir arasındaki benzerlik ilginç, değil mi?

14 Ocak 2010 Perşembe

"Bütün iş o ilk yudumdadır."

Şair öyle demiş: "Bütün iş o ilk yudumdadır." Paul Claudel. Oyun yazarı ve şair. Balad ve Sunu adlı iki şiirinde toplam dört kez bu dize geçer. İlkinde oburluğun, ikincide sevgiliyle buluşmanın ya da ayrılığın, üçüncüde ve dördüncüde ise yolculuğun başlangıcını anlatmak için kullanmıştır bence. Biz bunu okumaya uyarlayabiliriz. "Bütün iş o ilk yudumdadır." Bir kez başla. Ama güzel bir yapıtla başla. Seni düşündürsün. Sözcüklerin, yazınsal anlatımın, giderek imgelerin, farklılaşmanın tadına bir kez var; bırakamazsın. Okumak tutkun olur. Daha değişik tadlar ararsın. Değişik şaraplar tatmak isteyen bir degüstatör olursun, ya da daha güzel bal yapmak isteyen bir arı. Okuduklarından biriktirirsin; sonrasında hem dünyaya bakışın değişir, hem sana zevk veren şeyler... Sonra okudukların taşar, üretmek istersin; kendin de şarap yapmak istersin, bal yapmak istersin. Yazarsın. Ama "bütün iş o ilk yudumdadır".

Bu yazıda size kendi okuma serüvenimden duraklar sunacağım. Bu amaçla öznel bir seçki hazırladım. Seçkinin hazırlanmasında hem kendi okuma deneyimim, hem de ustaların hazırladıkları yol gösterici oldu. En çok da Enis Batur'un okuma deneyimlerini paylaştığı denemeleri ve antolojiler yararlı oldu, diyebilirim.

Bu yazıda kitap/ürün adlarından çok yazar/şair adları ağır basacak. Çünkü, sözünü edeceğim yazarların ve şairlerin neredeyse tüm yapıtlarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yazıyı da daha çok öğrencilerime yönelik yazdığım için, söylemeye çalıştığım kısaca şu olacak: Sözünü edeceğim yazarlardan ve şairlerden en az birer kitap okumayı düşünebilirsiniz. Sonrasında zaten beğenirseniz, o yazar/şair sizi kendine çekecek ve yazdığı diğer kitapları da okumaya davet edecektir. Yeter ki, başlansın. Sonrası gelir. Ama "bütün iş o ilk yudumdadır."

Türk yazınına gelmeden önce dünya yazınından seçkiler sunalım önce isterseniz. Sıralamam kronolojik bir sıralama ya da öneme göre sıralama olmayacak. Aklıma gelenleri yazacağım. Zaten okudukça göreceksiniz, önem sırasına dizmek güç.

  • Franz Kafka: Romancı, öykü yazarı. Ayrıca günlüğüyle ve mektuplarıyla da tanınıyor.
  • Fyodor Dostoyevski: Romanları ve öyküleri ile tanınıyor. Ayrıca günlükleri de var. Özellikle Suç ve Ceza adlı romanı mutlaka okunmalı. Diğer önemli romanları arasında Budala ve Kumarbaz sayılabilir.
  • Charles Baudelaire: Şiirleri mutlaka okunmalı. Ayrıca eleştirileri, günlüğü ve çevirileri de var.
  • Arthur Rimbaud: Şiirleri okunmazsa, olmaz.
  • Konstantinos Kavafis: 1863-1933 yılları arasında yaşamış bu Yunan şairini okumak gerek. Öğrencilerime Şehir adlı şiirini okudum. Ama en sevdiğim şiiri aslında İtaki'dir. İtaki'yi en az Nazım Hikmet'in Saman Sarısı kadar severim doğrusu. İtaki sanki benim yaşama bakışımı anlatır. Bu ikisi en çok sevdiğim şiirlerin başında gelir.
  • Paul Claudel: Oyun yazarı ve şair. 1868-1955 arasında yaşamış Fransız şairi. Yazıya ondan alıntıyla başlamıştım, biliyorsunuz.
  • William Butler Yeats: Şiirleri en çok bilineni. Tiyatro oyunları, anlatıları ve denemeleri de var.
  • Edgar Allen Poe: Onu belki de en çok Melih Cevdet Anday'ın olağanüstü çevirisi sayesinde Annabel Lee adlı şiiriyle tanıyorsunuz. Diğer şiirlerini, öykülerini ve masallarını da okumalısınız.
  • Andre Gide: Romancı. Ama edebiyatın diğer türlerinin de hemen hepsinde ürünleri var.
  • Paul Valery: Şiirleri güzeldir. Denemeleri, düşünsel yazıları ve eleştirileri de var.
  • Marcel Proust: Romancı. Denemeleri ve çevirileri de var.
  • Rainer Maria Rilke: Şiirleriyle ünlü. Anlatıları, günlükleri, denemeleri ve çevirileri de var.
  • Hermann Hesse: Romancı. Öyküleri, masalları ve şiirleri de var.
  • James Joyce: Özellikle romanları okunmalı. Öyküleri, tiyatro oyunları ve şiirleri de var.
  • Virginia Woolf: Türkçede ilk okuduğum kitabı Kendine Ait Bir Oda'dır. Özellikle kadınlar okumalı. Romanları, öyküleri, günlükleri ve mektupları ile biliniyor.
  • Halil Cibran: Lübnan'ın en bilinen şairi. Romanları, masalları ve çizimleri de var.
  • Ezra Pound: Şiirleriyle tanınıyor. Eleştirileri, ekonomi yazıları ve çevirileri de var.
  • David Herbert Lawrence: Daha çok D. H. Lawrence olarak bilinir. Cinselliğin ağır bastığı romanları, öyküleri, denemeleri, şiirleri ve resimleri var.
  • Hilda Doolittle: Şiirlerinin altına açık adı yerine H. D. imzasını atmıştır hep. Geçen yüzyılın ilk yarısının önemli kadın şairlerinden.
  • Emily Dickinson: 1800'ü aşkın şiirinin on tanesinden daha azı o yaşarken basıldı. Daha çok umutsuz aşkları yüzünden 32 yaşındayken evinde bir odaya kendini kapamış, 25 yıl kapandığı odasında neredeyse kimseyle görüşmeden bir hayat yaşamış, ürünlerinin çoğunu da okuyup yazarak geçirdiği o dönemde vermiştir. Öldüğü zaman odasına giren kırkardeşi ondan geride 1800 şiir bulmuş. Şiirlerinin tamamı ölümünden sonra yayımlanmış.
  • Jean Cocteau: Şiirleriyle biliniyor daha çok. Romanları, tiyatro oyunları da var. Ayrıca bale, resim, müzik gibi güzel sanatlar alanlarında da ürünleri var. Çok yönlü biri. İnce ince, sindire sindire keşfedilmesi gereken bir hazine kendisi.
  • Boris Pasternak: Şiirleri, romanları ve denemeleri var.
  • Maksim Gorki: Ana adlı romanı başta olmak üzere, neredeyse tüm romanları 12 Eylül 1980 öncesinde benim dönemim gençliğini derinden etkilemiştir. Edebiyat Yaşamım başlıklı otobiyografisi de okunmalıdır.
  • Dritero Agolli: Türkiye'de daha çok Komiser Memo adlı romanıyla biliniyor. O da gençliğimizde etkili olmuş yazarlardandır. Bildiğim tek Arnavut yazar.
  • Yevgeni Yevtuşenko: Şiirleri okunmalı. Anlatı, sinema alanlarında da ürünleri var.
  • Bertolt Brecht: Tiyatro oyunları, ama daha çok da şiirleri ünlü Türkiye'de. Romanları, denemeleri ve eleştirileri de var. 2006 yılında Okuyan Bir İşçinin Soruları başlıklı şiirini çevirmiştim Türkçeye. Sevdiğim başka pek çok şiiri vardır. Özellikle 80'lerin başlarında Türkiye'de yayımlanan sayılı iyi dergilerden Yeni Düşün ve Bilim ve Sanat adlı dergilerde şiirlerinin çevirilerini heyecanla okuduğumu anımsıyorum.
  • Vladimir Mayakovski: Şiirleri ve denemeleriyle ünlü.
  • e. e. cummings: Onu hiç okumamış olanlar bile şarkı olan şiirinden dolayı, "hiçbir şeyin, yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur" dizesini bilirler. Şiirlerinin yanısıra romanları ve denemeleri de var.
  • Aldous Huxley: Özellikle Cesur Yeni Dünya (Brave New World) adlı romanıyla bilinir. Romanlarının yanısıra, anlatıları, denemeleri ve düşünsel yazıları da var.
  • Scott Fitzgerald: Romanları ve öyküleri okunmaya değer.
  • Paul Eluard: Şiirleri ve öyküleri var.
  • Sergey Yesenin: Şiirleri okunmalı.
  • Andre Breton: Daha çok anlatıları ve denemeleriyle ünlü, şiirleri de olan değerli bir Fransız yazar.
  • Louis Aragon: Mutlu Aşk Yok Ki Dünyada ve Elsa'nın Gözleri başlıklı şiirleriyle bildiğiniz, ama diğer şiirleri de mutlaka okunması gereken, aynı zamanda romanlar, denemeler, eleştiri yazıları, tiyatro oyunları ve tarih yazıları da olan Fransız yazar.
  • William Faulkner: ABD edebiyatının mutlaka bilinmesi gereken yazarlarından. Romanları, öyküleri, senaryoları ve şiirleri var.
  • Federico Garcia Lorca: Şiirleri okunmazsa olmaz. Tiyatroları ve denemeleri de var.
  • Jorges Luis Borges: Öyküleri, masalları, şiirleri, romanları ve denemeleri okunmalıdır.
  • Vladimir Nabokov: Romanları, öyküleri, denemeleri ve çevirileri olan Rus kökenli ABD'li yazar.
  • Yorgo Seferis: Urla'da yaşamış Yunan şairi. Urla'da otele ve müzeye dönüştürülmüş evi var. Urla aynı zamanda okunası yazar-şairimiz Necati Cumalı ile daha çok Kadınım adlı şarkısı ile bilinen Tanju Okan'ın da memleketidir.
  • Pablo Neruda: Şilili şair. Okunmaması eksikliktir.
  • Elias Canetti: Romanları, tiyatro oyunları ve düşünsel yazıları okunmaya değer.
  • Attila Jozsef: En sevdiğim Macar şairi.
  • Samuel Beckett: Romanları, tiyatro oyunları, öyküleri ve şiirleriyle bilinir. Öğrencilerim kendilerine aktardığım, "Hep denedin / Hep yenildin / Olsun / Yine dene / Yine yenil / Ama daha iyi yenil" (Ever tried / Ever failed / Never mind / Try again / Fail again / Fail better) dizeleriyle bilirler kendisini.
  • Rene Char: Şiirleri, tiyatro oyunları ve resimleri vardır.
  • Wystan Hugh Auden: Şiirlerini W. H. Auden biçiminde imzalamış. En sevdiğim İngiliz şairlerden.
  • Cesare Pavese: Şiirleri, romanları, denemeleri ve günlüğüyle okunmaya değer yazarlardan.
  • Yannis Ritsos: Okumadan olmaz. Şiirleri var.
  • Albert Camus: Romanları, anlatıları, tiyatro oyunları, denemeleri ve düşünsel yazıları var.
  • Dylan Thomas: Şiirleri, anlatıları ve radyo oyunları ile önemli adlardan biri.
  • Octavio Paz: Nobel ödüllü yazarlardan. Denemeleri, eleştiri yazıları, tiyatro oyunları ve çevirileri de var.
  • Julio Cortazar: Romanları ve öyküleri okunmalı.
  • Marguerite Duras: Romanlarından çok izlenen filmler yapıldı sonradan. Öyküleri de okunmaya değer.
  • Roland Barthes: Denemeleri, eleştiri ve bilim yazıları var.
  • J. D. Salinger: Romanları ve öyküleri okunabilir.
  • Lawrance Ferlinghetti: Yitik Dünyadan Resimler 25 başlıklı şiirini uzun yıllar önce Türkçeye çevirdiğim günümüz ABD yazarlarından. Şiirlerini pek severim.
  • Paul Celan: Şiirleri okunmalı.
  • Pier-Paolo Pasolini: Daha çok sinemaya uyarlanan yapıtlarıyla bilinen şair.
  • Italo Calvino: Romanları, öyküleri ve denemeleri okunmalıdır.
  • Truman Capote: Yaşamı beyazperdeye Capote adlı filmle aktarılan ABD'li öykü yazarı.
  • Milan Kundera: Romanları, öyküleri ve senaryoları var.
  • Ted Hughes: Şiirleri okunmalı.
  • Adonis: Yapı Kredi Yayınları'nca düzenli yayımlanan Cogito adlı derginin üstüne özel sayı yayımladığı felsefeci, denemeler ve şiirler de yazmış olan Lübnanlı yazar. Lübnan'dan ayrıca Halil Cibran'ı önermiştim yukarıda; onu da unutmayın.
  • Sylvia Plath: Şiirleri ve romanları var.
  • Yevgeni Yevtuşenko: Özellikle şiirleri okunmalıdır. Anlatıları ve sinema dalında da ürünleri var.
  • Georges Perec: Roman, şiir, anlatı gibi edebiyat dallarında ürünler de vermiş, aynı zamanda bilmeceleri ile de ünlü Fransız yazar.
  • Peter Handke: Romanları, anlatıları, tiyatroları ve denemeleri ile ünlü.
Bu liste şimdilik bu kadar. Daha sonra bu listeye ekler yapacağım en az bir yazı daha yayımlayacağım. Tabii Türk edebiyatından adlar sayacağım en az bir yazı da mutlaka gelecek. Sizler de liste oluşturmama katkı sağlayabilirsiniz.

Okuma serüveni bakalım bizi daha nerelere götürecek?

O ilk yudumu aldık bir kez çoktan, artık iflah olmayız.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Okuyan Bir İşçinin Soruları

Kim yaptı yedi kapılı Mısır piramidini?
Kitaplarda firavunların adını okursunuz.
Kendileri mi kaldırdı firavunlar o koca koca taşları?

Ve Babil memleketi, ki pek çok kez yerle bir edilmiştir-
Peki sonra kim onardı pek çok kez oraları?

Altından kaplı ışıl ışıl ışıldayan Lima evlerini yapanlar nerede otururlar?
Nereye gitti Büyük Çin Seddi'nin yapılıp bittiği günün akşamında onu yapan taş işçileri?

Büyük Roma koca koca sütunlarla doluydu.
Peki kim dikti o sütunları?

Sezar zaferlerini kime karşı kazandı?
Şarkılarda yere göğe sığdırılamayan Bizanslıların sıradan halkı da mı saraylarda yaşardı?

Şu masallarda okyanusun bir gecede yuttuğu anlatılan Atlantis'te
Çığlıkları duyulmamış mıdır boğulup giden kölelerin?

Genç İskender Hindistan'ı fethetmiş.
Bir başına mı peki?

Sezar Galleri yenmiş.
Peki yok muydu yanında bir tek aşçı bile?

Gemisi battığında İspanya kralı Filip ağlamışmış.
Acep o muydu yalnızca ağlayan?

İkinci Frederik Yedi Yıl Savaşları'nı kazanmış.
Yok muydu ki yanında kimsecikler?

Çevirdikçe sayfaları, hep ama hep zafer.
Peki kimdi hazırlayan ziyafet sofralarını o ihtişamlı muzafferlerin?

Her on yılda bir büyük adam.
Faturası kime çıkar?

Bir sürü laf.

Bir ton soru.

Bertolt Brecht
(Çeviren: Uğur Altunay)