10 Eylül 2007 Pazartesi

Olmak ya da olmamak

Kemer'de ilçe meydanına kurulan "müstehcen" heykel tartışmasında belediye yönetimini ve sanatçıyı destekliyorum.

Geçen ay İtalya'daydım sözgelimi. Milano'da hem de kentin en merkezi yerlerinde Kemer'dekinden daha da "müstehcen" sayılabilecek heykeller gördüm. Uygarlaşmak gelişmiş cep telefonları, plazma ya da LCD televizyonlarla, lüks otomobillerle filan olmuyor. Asıl uygarlık, bilime, özgür düşünceye ve sanata ne kadar sahip çıktığımızla belli olur. Yoksa demin saydığım teknolojik zenginlikler şeriatla yönetilen ülkelerde de var.

Özgür düşüncenin ve sanatın yanında olmak, uygar olmak demektir. Özgür düşünceyi engellemeye çalışmak, sanatçıya ne yapacağını dikte etmek ve ona sınırlar koymaksa, sanatı ve özgür düşünceyi yok eder. Dolayısıyla, özgür düşüncenin ve sanatın yanında ya da karşısında olmak, uygarlığın yanında ya da karşısında olmakla, yani "olmak ya da olmamak" gibi kesin bir ayrımla eş anlamlıdır.

Ya o heykel o meydanda duracak ve 1923'te uygarlığa açılan o pencereden gelen ışık artmaya devam edecek, ya da birileri o heykeli taşlayacaklar, kıracaklar ve o uygarlık penceresi de kapatılmış ve içerisi kararmış olacak.

Ya uygar olarak var olacağız, ya da sanata yasaklar koyarak giderek yok olacağız.

Mesele bu kadar vahimdir.

Hiç yorum yok: