19 Ocak 2007 Cuma

Ne zaman?

Gazeteci Hrant Dink bugün (19 Ocak 2007 Cuma) öğleden sonra vurularak öldürüldü. Dink bir gazeteciydi. Kimseyi öldürmedi. Kimsenin öldürülmesini de istemedi. Başkalarına aykırı gelen birtakım görüşleri vardı. Düşüncesini özgürce söyledi. Yargılandı, bedelini ödedi. Ama yetmedi. Ne yazık ki, dışavurumunu daha önce pek çok kez gördüğümüz zihniyetin kurbanı oldu. Ne yazık ki, bu ülkenin yurttaşı olmakla müslüman olmak eşanlamlı sayılıyor. Bir başka deyişle, bir kimse müslüman değilse, bu ülkenin yurttaşı olamaz, diye düşünülüyor. Sivas'ta Madımak Oteli'nde 35 kişiyi yakanlar da, daha öncesinde Menemen'de Kubilay'ı öldürenler de öyle düşünüyordu. Uğur Mumcu'yu, Bahriye Üçok'u, Turan Dursun'u ve daha nicelerini öldürenler benzer karanlık odakların kurbanı oldular. Katilleri de bulunamadı. Müslüman olmayana bu ülkede yaşama hakkı yok. Yazık. Yirmi birinci yüzyılda ortaçağ karanlığı yaşıyoruz. Farklı olana, farklı düşüncelere hoşgörü yok. Dink'i öldüren radikal dinci de olmayabilir. Belki de bir provokasyondur; ama her ne olursa olsun, Dink yıllardır farklı düşündüğü için boyuna hedef gösterilmedi mi?

Dink'in ölümü üzerinden henüz gün değil, saatler geçti. Ancak dünyada büyük yankı uyandırdı. ABD'nin ve dünyanın en büyük gazetesi The New York Times'tan başlayarak İngiltere'nin The Telegraph'ına kadar irili ufaklı 300 kadar gazete olaydan sonra birkaç saat içinde okuyucularına cinayeti ayrıntılarıyla duyurdu.

Avrupa'nın bizi anlamasını bekliyoruz; biz kendi içimizdeki farklılıklara hoşgörü gösterebiliyor muyuz? Bu ülke ne zaman çağdaş uygarlık düzeyini yakalayacak? Ne zaman bizim gibi olmayana hoşgörüyle bakacağız?

2 yorum:

emel dedi ki...

HRANT DINK CİNAYETİ
"Türklüğe hakaret" asıl şimdi yapıldı, bir güvercini arkasından kalleşçe katlederek. Asıl hakaretçiler kim mi?
Hedef göstermek için gazete köşelerini işgal eden "emin çölajanları", 301'e dayanarak dava açan "kerinç" yoksunları,davayı başlatıp ceza kesen "adaletsiz adaletçiler",cezayı "onaylayanlar", bugüne kadar kimsenin 301'den cezalandırılmadığını söyleyen "bakanlar", makamına çağırıp aba altından sopa gösteren "vali yardımcıları" ve "valilikler"...İşte bu kimsecikler Türkleri, Ermeni vatandaşlarını arkasından kurşunlayan, farklı düşünen ve düşünenlere yaşama hakkı tanımayan, herkesin kendileri gibi sabit fikirli olmasını isteyen barbar, ilkel, geri, katil, cahil ve antidemokratik bir toplum olarak göstermişlerdir. Bu marifetleriyle asıl kendileri o çok hayran oldukları ve leke sürdürmedikleri "Türklüğe" "hakaret" etmişlerdir, kara sürmüşlerdir. Bir insanı maşalarıyla öldürmüşlerdir.
Ve işte elbirliğiyle oluşturdukları eserleri: Şık makosenleriyle olay yerinden kaçan bir beyinsiz katilin arkasında bıraktıkları...Buz gibi taşlar üzerinde öylece yatarken beyninden kan sızan bir gazeteci. Birbirine bakan, tekinin altı delik bir çift ayakkabı giymiş gazete kağıtlarının üzerini örttüğü cansız bir beden... O bir yetimdi, bir renk, tertemiz bir Anadolu insanı, bizden içimizden biri. Ah! Konuşmasını bile çok değil yalnızca iki dakika dinleyebilselerdi de görebilselerdi ne kadar iyi niyetli, barışçı ve dürüst bir adam olduğunu Hrant Dink'in. Ama katiller ve hakaretçiler nereden bilir ki dinlemeyi, bilselerdi zaten düşünebiliyor, düşünce üretebiliyor olurlardı.
Özür diliyorum Hrant Dink... Mumcu, Kışlalı, Üçok gibi daha nicelerinden dilediğim gibi. Siz hep bizlere, bu topraklara fazlaydınız, sizin ışığınız bizim aramızda yaşamaya devam eden bazılarının o kısık gözlerine fazla geldi ve biz sizleri yaşatamadık, özür diliyorum.

gaykedi dedi ki...

"Gözlerin rengi, biçimi ne kadar farklı olursa olsun gözyaşlarının rengi aynıdır"....Afrika Atasözü

"Genetik bağlamında bilimsel olarak kanıtlanmış herhangi bir insan ırkı yoktur ama ırkçılık ve ırkçılar vardır. Saf bir Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman, İspanyol, Bulgar, Rus, Yahudi ırkı olmadığı gibi 24 ayar bir Türk ırkı da yoktur. Ama bunların ırkçıları vardır!"...Özdemir İnce

Ermeni de olsak Türk' te, Yunan' da, zenci de, beyaz da "Gözyaşlarımız Aynı Renk".... insanlık olarak insan yiyen ırkçı yamyamlara bir kurban daha verdik...ne kadar üzüldügümü anlatmam zor..dün gozyaslarimi tutamadim ve bir Türk olarak ülkemin ırkçılarından bir kez daha utandim....Nur içinde yat sevgili Hrant....