10 Aralık 2006 Pazar

Pazar sabahları...

Pazar sabahları bir başka oldu hep senin için. Küçükken, annenin mutfakta kahvaltıyı hazırlayıp, çay dolu bir bardağı çay kaşığıyla seslice karıştırması, yani tüm ev halkını uyandırmak, kahvaltıya davet etmek amacıyla çıkardığı şıngırtı sesi hoşuna giderdi. Tüm ev halkı, kalabalık bir aile olarak yer sofrası etrafında toplanıp, keyifli bir kahvaltı yapardınız. O sırada mutlaka radyo açık olur, tüm evi türkü ya da şarkı sesi kaplardı.

Çok sonraları üniversitede okumak için şehir dışına gittiğinde bile, benzer bir keyfi yaşamayı önemsedin hep. Evde her kim varsa, onlarla birlikte yapılan Pazar sabahı kahvaltısı senin için keyfi başka şeyle değişilmez bir ritüeldi. Birlikte kaldığın ev arkadaşların henüz uyurken, gider fırından sıcacık ekmek alır, sofrayı kurar, ince belli bardaklara çayları doldurur, sonra tıpkı çocukluğunda annenin yaptığı gibi, çay kaşığını bardaklardan birinin içine daldırır, şıngırtı sesiyle uyuyanları kalkmaya ve birlikte kahvaltı yapmaya çağırırdın.

Hatta öğretmen olarak gittiğin ülkenin öteki ucundaki o kasabada bile o ritüeli sürdürdün. Öğretmenlik yaptığın sürece ev tutmamış, otelde kalmıştın. Kaldığın otelde öğretmen arkadaşların henüz uyurken, her Pazar onlardan önce kalkıp, sessizce dışarı çıkıp, peynir, zeytin ve bulursan domates alırdın. Ardından fırına uğrayıp, buharı tüten ekmek ya da pide alır, odaya döner, arkadaşlarını yine tıpkı annenin yaptığı gibi uyandırırdın. Sonraları oda arkadaşların da buna alışmış ve sonraki Pazar sabahlarında pek çok kez onlar senden önce kalkmış ve bu kez sevdiğin sürprizleri onlar senin için hazırlamıştı.

Şimdi yalnız yaşadığın evde, saçların ağarmışken, Pazar sabahları yine erken kalkıyorsun ve eğer arkadaşlarınla buluşup kahvaltı için dışarı çıkmamışsan, çocukluğundan gelen geleneği mutlaka sürdürüyorsun. Aynı şeyi her Pazar yapıyor olmak, tekdüzelik gibi gelmiyor sana. Çayı ocağa kısık ateşte koyup, bakkala gidiyor, sıcacık ekmek ve gazete alıp geri dönüyorsun. Evde uyandıracak kimse yok, biliyorsun, ama yine de kahvaltıya başlamadan önce çay kaşığını eline alıp, bardağa daldırıyor ve şıngırdatıyorsun. Ritüeli yerine getirmiş olmanın verdiği mutlulukla gülümsüyorsun.

Bu sırada yine evde mutlaka müzik çalıyor. Kimi kez türkü, kimi kez şarkı, kimi kez belki de Çağdaş Türkü'den şöyle bir ezgi:

Kenar mahallede bir Pazar günü
Buğulanır toprak, yol ve damlar
Sabah güneşinin ilk akıntılarında,
Göğü turuncu bir ağ kaplar

Pazar sabahlarının ve "kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı".
_______________
Dipnotlar:
1. Yazıda kullanılan dörtlük Çağdaş Türkü'nün seslendirdiği Kenar Mahallede Bir Pazar Günü adlı şarkının bir bölümü olup, sözler Ahmet Erhan'a aittir.

2. "Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı", Cemal Süreya'nın Kahvaltı başlıklı şiirinden bir dizedir.

Hiç yorum yok: