28 Ekim 2006 Cumartesi

Seksen üç yıl...

İşgalci batı güçlerine ve İstanbul'daki işbirlikçi Osmanlı saltanatına karşı Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde gerçekleştirilen Anadolu ayaklanması sonucunda kazanılan bir savaşın ardından kurulan Cumhuriyet seksen üç yılını doldurdu.

Kazanılan yalnızca işgalci güçlere karşı Anadolu'nun bağımsızlığı değildi. Bağımsızlığın kazanılmasının hemen ardından birbiri ardına gerçekleştirilen uygarlaşma yolundaki devrimler, şeriata, saltanata, bilimdışılığa, cehalete, aymazlığa karşı yürütülen bir savaşın meyveleri olmuştur.

Özellikle eğitim alanında Cumhuriyet'in ilanından sonra çok önemli kazanımlar gerçekleşmiştir. Öğretimin Birliği Yasası'yla Osmanlı'nın çöküşünü hazırlayan eğitimsel nedenlerin ortadan kaldırılması yolunda önemli adımlar atılmıştır. Bu yasayla, eğitimin dinsel öğelerden arındırılması, eğitimin tümüyle laik bir kimlik kazanması, azınlık okullarının merkezi hükümetçe denetiminin sağlanması olanaklı hale gelmiştir. Ayrıca Latin abecesine geçilmesi de eğitim ve kültür alanındaki devrimlerin tüm Anadolu'ya yayılmasına büyük ivme kazandırmıştır. Cumhuriyet'in ilanından önce, yüzlerce yıl süren Osmanlı saltanı süresince halk tümüyle cahil bırakılmış, Osmanlı çöktüğünde bu anlamda tam bir enkaz devralınmıştır. Osmanlı abecesiyle okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 5'ler dolayında iken, bugün bu oran yüzde 90'lar dolayındadır. Başka deyişle, Osmanlı döneminde halkın yüzde 95'i hiçbir dilde okuma yazma bilmiyordu. Şeriat eğitimi verilen medreseler ve benzeri okullarda halk bilimdışı öğretilerle cehaletin en karanlık derinliklerine sürükleniyordu.

Cumhuriyet'in ilanıyla bu tür olumsuzlukların önü kesilmiştir. Özellikle 1940 ve 1946 arasında hayat bulan Köy Enstitüleri sayesinde Anadolu'nun yoksul ama başarılı çocukları kendi köylerine öğretmen olarak kazandırılmışlar ve okul-öğretmen yüzü görmeyen köylerde eğitim hamlesi gerçekleştirilmiştir.

Ancak 1923'ten 1946'ya değin, ya da diyelim ki en çok 1950'ye değin süren uygarlaşma süreci, 1950'den başlayarak tersine dönmüş, Cumhuriyet'in tüm kazanımları yavaş yavaş aşındırılmıştır. 1950'den bu yana etkili olan karşıdevrim sürecinde, eğitim yeniden dinsel bir nitelik kazanmış, parası olana ayrıcalıklı okullar yeniden yaygınlık kazanmıştır. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda okutulan sözde pozitif bilim dersi olan Fen Bilgisi gibi bir derste öğrenciler canlılığın ortaya çıkışıyla ilgili olarak bilimsel kuramları değil, dinsel söylenceleri sözde bilimsel doğrularmış gibi okuyorlar. Eğitimin neredeyse tüm kademelerinde din eğitimi kökenli yöneticiler görev yapıyor. Ne öğrenciler ne de öğretmenler kitap okuyorlar. Eğitim, buna benzemez bin bir sorunun içinde boğulup gidiyor.

Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda temelleri atılan doğruların yeniden yaşama geçirilmesinin yolu, Atatürk'ün söylediği gibi, bilimi rehber edinmekten geçiyor. Bilimden başka yol gösterici aradıkça, eğitimi laik ve herkesin erişebileceği parasız bir niteliğe kavuşturmadıkça, Cumhuriyet'in temel değerlerinin aşınmasının önüne geçmek olanaksız. Bu gidişi durdurma ve tersine çevirme konusunda herkese görev düşüyor.

Çağdaş, bilimin tek yol gösterici olduğu, herkesin okula gidebildiği eğitimin inşası konusunda herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli.

1 yorum:

gaykedi dedi ki...

cumhuriyet bayramını daha yeni kutladık, gelde bu haberi okuyunca Mustafa Kemal' i bir kez daha sevgiyle anma !

İranlı kadınlardan recm karşıtı kampanya..İRAN'da kadın hakları savunucuları, zina yapanlara recm cezası verilmesini öngören kanunun değiştirilmesini sağlayabilmek için kampanya başlattı. Kampanyanın öncü isimlerinden Avukat Şadi Sadr, recm cezasının uygulanmaması için kanunda değişiklik yapılmasını talep ettiklerini belirtti. Kadın avukat, feministlerin yaptığı araştırmaya dayanarak, nisan ayında bir kadınla erkeğin recmedilerek öldürüldüğünü söyledi. Avukat Sadr, 9 kadınla 2 erkeğin de recm cezasına çarptırılmış olduğunu, bu insanların cezalarının infazını beklediğini anlattı. Recm cezasının infazında, erkek mahkum kalçalarına, kadın mahkum ise göğsüne kadar gömülüp ölene kadar taşlanıyor. Çukurdan çıkabilenlerin hayatı bağışlanıyor...

http://www.gaykedi.blogspot.com/