14 Ekim 2006 Cumartesi

Günden kalanlar

Kardan Adamlar adlı filmi izledim. Filmde, karda araçlarıyla yoldan çıkıp, araçları kara saplanınca, karlı dağda yürürken yollarını yitiren iki adamın öyküsü anlatılıyor. Birbirlerini karşılıklı suçlamaları, iç hesaplaşmaları, gizli kalmış ne varsa ortaya dökülmesi, karlı doğa manzaraları filmin örüntüsünü oluşturuyor. İzlenmeye değer. Filmle ilgili ayrıntılı bilgiler için tıklayınız.

Bu arada, filmi Karaca Sineması'nda izledim. Karaca, Efes Oteli arkasında Sevgi Yolu diye bilinen kitapçıların yoğunlaştığı yolun trafiğe açık olan bölümü üzerinde yer alıyor. SSCB'nin çöküşünden önce ABD'lilerin İzmir'de yoğun olarak yaşadığı dönemde, yalnızca ABD'lilerin girebildiği, Türklerin girmesinin yasak olduğu bir sinemaydı. ABD'liler azalınca, sinema artık Türklere açıldı. Sonra bir ara kapalı kaldı. Şimdi de galiba el değiştirdi. Son derece modern ve temiz salonları ve fuayesi var. Ses düzeni, perdeler ve görüntü kalitesi çok iyi. Ancak nedense çok az izleyici geliyor. Belki de Radikal Gazetesi'nde bu sinemayla ilgili tanıtımların yapılmamasının etkisi vardır.

İki haftadır Alkım Yayınları tarafından K adlı büyük boy haftalık edebiyat dergisi (1 ytl) çıkarılıyor. Bu hafta derginin ikinci sayısı çıktı. Dergi, kitapçıların yanısıra gazete bayilerinde de bulunabiliyor. İlk dikkatimi çeken, dergide hiçbir reklama yer verilmeyişi. Henüz ilk yazıyı okudum, diğer yazıları da bu gece okurum. İlk yazıda Rimbaud'nun yaşamı ve yazınsal kişiliği üzerindeki etkileri anlatılmış. "Fransa'yı protesto ediyorum; o yüzden onların edebiyatını da okumam," diyenlerden değilseniz, toplumla çatışan görüşlere sahip Rimbaud'un çoğu zaman sokaklarda sürünerek geçen günlerle dolu çalkantılı yaşamöyküsü ve toplumun kabullenmediği türden yaşam tarzı olan bir kişinin nasıl dünya çapında bir şair olduğunun öyküsü sizleri bekliyor.

Bugün kütüphaneme katılanlar arasında Artist dergisinin Ekim sayısı, Cinemascope dergisinin Ekim sayısı ve Kitap-lık dergisinin Ekim sayısı var. Birkaç da kitap aldım. Dergilerin ve kitapların içerikleri hakkında okudukça yazarım yine.

1 yorum:

sally dedi ki...

''HELECANLAR
yazın mavi akşamlarıyla ineceğim patikalara
buğdaylarla bezeli ufak otları çiğneyerek:
ayaklarımda o tazelik, aklım bir karış havada
bırak yıkasın çıplak başımı rüzgar diyerek

konuşmayacağım, düşünmeyeceğim bir an bile:
lakin tırmanacak içimde bitmek bilmez aşk
ve ben uzağa, uzaklara gideceğim derbedercesine
doğayla, ve mutlu, sanki bir kadınlaymışçasına.''Rimbaud.
Sevmediğim şiir yok sanırım, ya da sevmediğim bir şair. Özellikle de aşktan bahsediyorsa, sevmekten, özlemekten. Sözcüklerin gölgelerinin güneşle değişen hallerini seviyorum. Sözcüklere bazen gölge, bazen ışık veren şairleri de seviyorum. Okurken başım dönmeli, sonra dinmeli. Cehennemde Bir Mevsim şiiri de en beğendiklerimden biri. Bahsettiğiniz K adlı dergiyi farketmedim. Teşekkürler, bakacağım. Aysel ÖZKAN.